Psikodinamik Yaklaşımlı Terapi

Freud’un psikanaliz kuramı temel dayanağını oluşturmaktadır. Psikodinamik yönelimi benimseyen psikoterapide, kişinin iç dünyasında yaşanan çatışmaları derinlemesine bir kavrayışla anlamlandırıyor olması, erken dönem yaşantıları ve bugünü arasında ruhsal bağlantılar kuruyor olması başlıca hedeflerdendir. Ruhsal dinamikler derinlemesine ve yoğun olarak çalışılmaktadır. Kişinin kendi içsel süreçlerini keşfetme uğraşı içinde olduğu bu süreçte, bilinçdışı önemli bir yerdedir. Bilinçdışına itilenin, bastırılanın anlanması, yorumlanması ve çözümlenmesi amaçlanır. Bu bağlamda rüyalar, sakar eylemler, dil sürçmeleri aslında terapide bilinçdışına itilenin izinin sürülüp anlamlanması ve yorumlanması için önemli materyallerdir. Kişinin hayatı boyunca yaşamış olduğu ancak bilinçdışına itilmiş olanı terapide hatırlaması ve içinden çıkamadığını hissettiği durumlarda içsel dinamiklerin nasıl bir etkisinin olduğunu görüyor ve anlıyor olması da aslında “içgörü” dediğimiz kazanıma işaret eder. Böylelikle psikoterapide, kişinin iç dünyasında içinden çıkmakta zorlandığı durumları anlamlandırabiliyor, yaşamında tekrarlayan duygu ve davranışları inşa ettiği daha farklı ve işlevsel bir perspektiften ele alarak aralarında belli başlı bağlantıları kuruyor ve yorumluyor olması sağlanabilir. Kişi artık bilinçsiz bir etkinin değil, kendi yaşamındaki öznel etkisinin farkına varır, ki bu da ruhsallıktaki “özgürleşmeye” işaret eder. Bu süreçte kendi zayıflıklarını, dışa atfettiği şeylerin içindeki yankılarını, sınırlarını, sınırlılıklarını, gerçekçi gücünü ve zayıflıklarını kabul eder ve sahip çıkma uğraşında olur. Arzusunun, kararlarının, seçimlerini sağlam bir zemin üzerinde keşfederek, hakikatin izini sürer. Kişinin kendi içine derinlemesine baktığı, bu bakış sırasında da dış gerçeklik ve iç gerçeklik, erken dönem yaşantıları ve bugünü arasında ruhsal bağlantılar kurup, bu bağlantıları anlamlandırma uğraşında olduğu bir süreçte, çerçeve önemli, hatta çalışma için olmazsa olmazdır. Çerçeve, terapi için gereken tüm koşulların bütünü olup çalışmanın işlevselliği için gerekli olan bir nevi “anlaşmadır”. Burada söz edilen çerçeve çift yönlüdür, danışan için olduğu kadar psikoterapist için de bağlayıcıdır, çalışmanın bir düzen içinde gerçekleşmesini sağlar. Çerçeve, seansın süresi (genellikle 45 dakika veya 50 dakikadır), seans günü, seans saati, tatiller, iptaller ve mali konular gibi aslında süreçle etkileşimde olan pek çok şeyi kapsar ve bunları bir düzende tutar. Önceden sınırları net olarak belirlenmiş olan bir çerçeve, danışan için de korunaklı ve kapsayıcı bir alandır. 

Psikodinamik terapide uygulanan belirli teknikler mevcuttur. Tıpkı psikanalizde olduğu gibi, psikodinamik terapilerde de “serbest çağrışım” başvurulan bir tekniktir. En basit haliyle, serbest çağrışım için kişinin aklına ne geldiyse söylediği bir teknik denebilir. Danışanın söyleyeceğini sansürsüz, zihninden geçtiği gibi söylemesi beklenir. Terapist ise serbest dolaşan bir dikkatle dinleyerek eşlik eder, nötrdür ve herhangi bir tavsiyede bulunmaz. Tüm bunlarla birlikte psikodinamik yaklaşımlı terapi ve psikanalizin kesiştiği bir kuramsal dayanak olsa birbirinden farklı olduğu unutulmamalıdır. Her ne kadar kökeni psikanalitik teoriye dayanıyorsa olsa da psikodinamik terapide, psikanalizde olan divan yoktur.

Kimler psikodinamik yaklaşımlı psikoterapiden faydalanabilir?

Kişi hayatında anlamlandırmak ve başa çıkmakta zorlandığı iç çatışmaları olduğunda, belirgin bir stres hissettiğinde, kişilerarası ilişkilerinde birbirinin tekrarı olan sorunlar karşısında zorlandığında, yoğun bir kaygı hissettiğinde, çeşitli semptolar ve psikosomatik yakınmaların varlığında, hayatının belirli alanlarında (iş, eğitim…) doyum hissetmediğinde, üretmekte zorlandığı veya yaratıcılığının durağanlığını hissettiğinde, kendi iç dünyasını merak ettiğinde ve yaşamındaki ilişkilenmeleri üzerine düşünmek istediğinde, hayat içerisindeki amacını ve heyecanının bulanıklaştığı düşündüğünde başlanabileceği gibi kişinin kendi yaşam öyküsünde böyle bir çalışmaya alan açma ihtiyacı hissettiği, burada belirtilmemiş bir durum ve zamanda da başvurulabilir. 

“Her şeyden önce gökyüzü illa yukarıda mıdır, bir düşünmek gerek, çünkü gökyüzü aynı zamanda aşağıdadır da.”  -Antonino Ferro

Psikoterapi aynı zamanda kendi içimizdeki gökyüzüne doğru çıktığımız özgürleştirici bir yolculuktur.

Yorum bırakın